Menüye git İçeriğe git

Paristan Kadın Giyim

giriş kayıt işlemleri, menü, sepet ve arama kutusu
ana sayfaya git
Giriş Kayıt
Üyelik İşlemleri için Giriş Yap
Şifremi Unuttum Xkapat
arama kutusunu göster gizle
Ürün rama formu
sepette 0 ürün var

Atilla Zilcioğluyla Paristan Vitrini Üzerine

11/3/2020 4:23:00 PM
Atilla Zilcioğlu’yla Paristan Vitrini Üzerine Söyleşi
Atilla Zilcioğlu’yla Paristan Vitrini Üzerine Söyleşi

Atilla Zilcioğlu’yla Paristan Vitrini Üzerine Söyleşi

Pari;  Paristan ismini Firma ile çalışmaya başlamadan önce duymuş muydunuz?

Atilla Zilcioğlu;  Paristan ismini çalışmaya başlamadan önce duymamıştım; oysa çok yakın bir mesafede, çalıştığım yerin hemen yanındaki bir mağazaymış. Belki projeksiyonu o günlerde azdı, fakat firma yetkilisi Selim Sami GÜLLE beyefendi ile tanıştıktan sonra, tabi ürünlerini görme şansım da oldu, hayretle karşıladım, çünkü dünya modasının ağır toplarından diye sayacağımız isimlerinden Coco Chanel in izlerini gördüm, yani; çok signe kıyafetler gördüm, döpiyesler gördüm, tayyörler gördüm birde bunların hakikaten dünya platformunda mutlaka karşılı olacağını düşündüğüm için ve şıklığını da çok beğendiğim için ilk başta sıcak baktım olaya

Pari; Firmalarla çalışmalarınızda nelere dikkat edersiniz?

Atilla Zilcioğlu;  Ben firmalara yaklaşırken tasarımımı çok rahat yapabilmem için mutlaka ve mutlaka teknik konuları önceden halletmeye çalışırım ki bana çalışma rahatlığı kazanımı olsun.  Bazen insanlara konuşmalarım çok antipatik bir üslupta olup, hatta sevimsiz bile gelebiliyor.  Mesela şöyle; vitrin konusu asla anlatılmaz, bana aittir diye başlıyorum ve tasarım tartışmaya açık değildir diyorum.  Bu iki madde benim için

olmazsa olmaz kurallarımdır. Bu kadar yıldan sonra böyle bir lüksü kendime hak görüyorum. Şuna inanmışımdır hep, tartışmaya açık bıraktığınız bir fikir, o  konu hakkında bilgi sahibi olsa da olmasa da, fikri olabileceği özgürlüğüne sahip hisseder insanlar kendilerini , bu bence tasarımcı adına son derece yanlış bir durumdur.  Ben hep bir örnek veririm; ameliyat yapacak doktora o damarı oradan geçirmeseniz de şuradan geçirseniz, deme gibi bir yanlıştır bu

Pari; Paristanla çalışmaya nasıl karar verdiniz. Sizi etkileyen neler oldu.

Atilla Zilcioğlu;  Firma yetkilisi Selim Beyle konuşurken çok hoşuma giden bir şey oldu. ilk planda Çok dikkatli, çok rafine bir insanla konuştuğumu fark ettim. Beni dinlerken mimiklerinde ve cevaplarında çok keskin net şeyler vardı. Ama yine de bizim piyasanın getirdiği alışıla gelmiş durumlar vardır,

yani bazen derdinizi anlatmakta zorlandığınızı düşünürsünüz. Sonra görüşürüz sonra konuşuruz diye geçiştirmeye çalışırken, “hayır ben sizin dediğinizi anladım ve kabul ediyorum” dediği vakit durdum, durdum ve ondan sonra ürünlerdeki keyfi de görünce tamam vitrininiz üç hafta içinde hayata geçecektir,  konusu anda yoktur bilahare size bilgi vereceğim dedim.

Pari; Paristanın tasarımlarını nasıl buluyorsunuz.

 Atilla Zilcioğlu;  Coco  Chanel in ve de  ayrıca dünyanın en şık insanlarından birsi olan İngiltere kraliçesinin giyim tarzı olan modeller tasarlıyorlar ve bu çok özel bir durum

Pari; Paristanın vitrin konusu aklınızda nasıl şekillendi?  Neler düşündünüz?

Atilla Zilcioğlu;  ilk andan itibaren Chanel diye düşünmeye başladım. Tabi Chanel der demez akla ilk gelen şey broş. Ve fakat o broşlar nasıl ortaya çıkarılmalı. En minimal en küçük olan hikâyeden bahsediyorum.  Bir ceketin üstünden bahsetmiyorum ya da bir etekten veya bir pantolondan asla bahsetmiyorum. Paristan tasarımlarının en küçük detayından, bir öğeyi büyüterek Chaneli vurgulayan sanatsal değeri yüksek bir tasarım nasıl yapıla bilinilirdi?

Aslında benim dunyamda her hikâyemde geçmişe dönük birikimlerimin izleri var. Ben uzun yıllar Kuzgun Acarla ve eşiyle aynı evi paylaştım. Kuzgun Acar;  demir, çivi, tel ve ahşap gibi malzemeler kullanarak gerçekleştirdiği yapıtlarıyla tanınır. Türkiye’de çağdaş heykel sanatının öncülerinden kabul edilir. Oradan alabildiğim, bende kalan esintiler izlediğim hayatın içinde yaşamaya devam ediyor ve bazen ortaya farklı bir noktada çıkıyor, burada da öyle oldu.

Kuzgun Acar’ın soyut heykellerinden yola çıkarak, demir atölyesinde beğendiğim birkaç Chaneli hatırlatan broşlardan grotes bir durumda 1 e 1,5 gibi broşlar yaptık. Burada hemen şu konuyu netleştirmem lazım, heykeltıraş gibi bir eser yaptım deme haddine sahip değilim,olmamalıyım da. Bu broşları demir atölyesinden çıkış şeklinden sonra biraz daha yumuşatmak gerekiyordu. Feminen malzemelerle incilerle, taşlarla çok ta abartmadan hazırlanması gerekiyordu sonuçta. Chaneli anımsatan uç  broş çıkardık ortaya, bunlara üç soyut heykel de diyebiliriz.

Kısacası; vitrin tasarımına başlarken, mutlaka kendime sormam gereken sorular vardır.  Bu broşu kime yapacaksın ve neyi yapıyorsun diye sorguladığım zaman, verdiğim cevap;  iddialı bir firmanın,  iddialı bir vitrininde çok artistik ve sanatsal izler olması lazım dedim.  Oradan yola çıkarak geçmişteki kazanımlarımın da etkisiyle demir atölyesin de çalışacağım bir proje geliştirdim.

 

Pari;  Bu kadar büyük objeleri vitrinde sergilemek zor olmadı mı?

Atilla Zilcioğlu; O anda o vitrin yoktu,  ama ben vitrin ölçülerini gördüğümde oradan çok doğru birşey çıkacağını tahmin ediyordum. Yaptıklarımızı çok güzel gösterebilecek bir vitrindi. Heykellerin arkasına jalûziler konacağını düşündüm ve jalûzilerin, sıfır renkli veya beyaza yakın bir renk olması öncelikli tercihimdi.  Bu çok yönlü bir çalışmadır. Vitrinin arka planının  önüne demir aksamı getirdiğiniz vakit, ışık ve ışıkları ne şekilde kıllanacağınız çok önem arz eder. Tiyatro okulundan gelmem nedeni ile her zaman üslup olarak tiyatral ışık kullanmaktan yana oldum. Gereken yerin aydınlanması,  gereksiz yerlere dikkati çekmemekle, daha artistik daha sanatsal, bir görünüm sağlarım

Pari; Peki mankenler, mankenleri nasıl seçtiniz?

Atilla Zilcioğlu; Benim mankenlerimde her zaman bir tarz görebilirsiniz. Dünyada modaya soyunan insanların,  Karl Lagerfeld gibi ne bileyim Galliano gibi veya Jean

 Paul Gaultier  gibi kişilerin tarzları vardır. Gaultier tarzını ben kendime çok yatkın bulurum.   Mesela mankenlerimde fizik olarak seçtiğim bir görüntü vardır. Kemik yapısı aynıdır. Mankenlerin duruş şekillerinde farklılıklar olabilir. Belki bir eli belinde olabilir veya iki eli belinde olabilir ya da İki eli iki tarafında dümdüz durabilir ama mankenin asıl formu bende çok değişmez.  Abiye,  günlük veya spor kıyafete göre

Mankenin görüntüsünü saç ve make-up ile gençleştirebilirim, orta yaş gurubuna da çekebilirim veya teenage de yapa bilirim. Mankenin anatomisi ve tarzları aynıdır, ve bunun için manken atölyesine gidip bizzat makyözle birlikte çalışırım her mankenin duruşunda ve bakışında sokakta ki bir kadını görmüş gibi hissedersiniz o sokaktakı kadın da star gibidir. Vitrini insanlar gördüğünde öykünmesi lazım, özenmesi lazım

Bionik mankenlerin de yeri vardır nedir mesela deri mağazaları olabilir, asit kıyafetleri tercih eden gençlerin uçuk kaçık giysilerini vitrinlerken bionik manken kullanabilirsiniz. Onda bile pek taraftar değilimdir. Genel olarak benim tarzımda bir anlaşılırlık vardır. Bazı işlere çok da imza atmadığım halde, imza olmuş üslubum vardır.

 Çalıştığım insanların büyük bir bölümü çok rafinedir çok düzgündür. Bazen hiçbir şey bilmeyenler de olabiliyor. Bu nedenle vitrinin tasarımından öncelikle ben memnun olmalıyım ve vitrinden mutlu çıkmalıyım diye düşünürüm. Tüm çalışmalarımda, kendi kendime verdiğim bir hesap vardır. Bu nedenle İnandığım, kafamda net olan tasarımı yaparım ve vitrin tasarım konusu tartışmaya açık değildir derim.  Benim çalışmamı böyle kabul ederler veya bana ulaşmazlar, kendi seçimleri. Bugüne kadar gelen iş tekliflerine referans olmuş vitrinlerim vardır.  Gelmişse o zaman teslim olacaktır. İşi kabul ettiğime göre bende bu firmaya inanmışım demektir.

 Paristan’ la çalışmaktan çok mutlu oldum, kafamda yapmak istediğim vitrin tasarımlarını lanse edebilme şansına eriştim.  Çalıştığım tüm firmalarım için aynı şeyi söyleye bilirim, çünkü ortak dil kuramadığım insanlarla yola devam etmedim.  

Pari; Moda sizce nedir?

Atilla Zilcioğlu; Moda kişiye özeldir. Modadan almamız gereken şunlar olabilir. Tonları takip edebilirsiniz. Yaz koleksiyonu veya kış koleksiyonunda renk yelpazesi vardır. Mutlaka yazda olsa kışta olsa size hitab eden bir ara renk bulabilirsiniz. O tonların içinden de size yakışan tonları almalısınız.  Ben aslında insanlara şık demekten ziyade ne kadar kimlikli demeyi severim. Giyim tarzınızda istediğiniz iddiada olabilirsiniz, şıklıgınız veya kimlikli oluşunuz kıyafeti

taşıdığınız kalite ile alakalıdır. Eğer taşıyamıyorsanız asla öykünmeyin. Karakteri olmalı kıyafetin. Hiç tasvip etmeyeceğiniz simsiyah saçlı hatta Toulouse Lautrec ın tablolarındakı gibi kadınlar vardır, ne kadar akıldadırlar ama değilmi, ne kadar akılda kalıcıdırlar. O insan görsel olarak kimlik kazanmıştır.

12:59

Pari Tarzı vardır yani değilmi?

Atilla Zilcioğlu; Ben kimlik olduğuna kesinlikle inanıyorum tabi. Birde şu vardır istediğiniz kimlikte de olabilirsiniz ama bazı olmazsa olmaz denen şeyler vardır.  Siz bir davete katılırken uçuk kaçık bir kıyafeti giyebilirsiniz, abiye açısından istediğiniz gibi giyinebilirsiniz. Ama blue jeanle ya da günlük bir kıyafetle herhangi bir merasime katılamazsınız, katılmamalısınız. İnsanların incelmiş zevkleri olması gerekiyor.  Hepimiz hayattan aldığımız bilgilerle inceliyoruz, daha rafine olmaya çalışıyoruz.

 

Pari; Beğendiğiniz modacılar kimler?

Atilla Zilcioğlu; Dünya modacılarından bahsedersek, benim Atilla olarak tercih ettiğim Giorgio Armani, Valentino, Christian Dior, tabi tartışmasız Chanel. Armani dediğin vakit hem erkekte hem kadında çok başarılı olduğu için onu çok rahatlıkla söyleye biliyorum. Dünyada başka bir sürü modacı var.  Şuna inanıyorum,  güzel olan birşey mutlaka gözükür ve fark edilir. Fark edilmenin gücüde küçük ayrıntılarda saklıdır. Bu markalara bakarsanız tüm tasarımlarıda o küçük ayrıntıları hep taşıdıklarını görürsünüz. “Şık küçük ayrıntılar.”

Pari; Şıklık nedir sizin için?

Atilla Zilcioğlu; Şıklık; modernden önce klasiğini bilmenizi gerektiren bir durumdur. Klasik baleyi bilmezseniz modern dansı yapamazsınız. Önce klasik tamamsa onun üzerine bir suru şey ilave edebilirsiniz. Siz harfleri bilmezseniz lisan öğrenemezsiniz ki önce harfleri bileceksiniz. Dünyanın çok önemli bir modacısı çok güzel bir laf etmiş “bir insanın şıklığını ölçmek istiyorsanız Şanzelizede bir yürüsün bir de dönsün, dönüp kimse bakmıyorsa o çok şık kişidir” demiştir. Tabi bu söz bir dönem için söylenmiş bir söz.

 

Pari; Sizi hayal kırıklığına uğratan vitrinler veya modacılar varmı?

Atilla Zilcioğlu; Galliano hayranı olduğum bir insandır. Biraz önce söylediğim  John Paul Gaultier i  bir numara olarak geçerim. Hayalleriyle kimliği ile çok iyi oturmuş bir modacıdır. Onun yapacağı absürt bir tasarıma saygıyla bakarım çünkü hayal kırıklığına uğratmaz diye düşünürüm.

Pradayı yaz

 

 

 

 

 

 

 

Bana aykırı gelen ikinci bir örnek çok klasik olan bir chanel kıyafeti asla babetle giyemezsiniz istedikleri kadar trendi desinler ben bundan asla mutlu olmam. Chanelin güncellenmiş başka tarz kıyafetlerinden değil en klasiğinden bahsediyorum. Yani Siz İngiltere kraliçesine klasik bir chanel kıyafetin altına babet bir ayakkabı giydirip yola çıkartın bakalım olur mu, olmaz bazı şeylerin gustosu vardır, ölçüleri vardır onların dışına çıkamazsınız.  Bu tabi benim bir vitrin tasarımcısı olarak modaya bakış açım. Ben bir modacıyım diyemem, sadece o insanların ürünlerinden yararlandım ve o ürünleri vitrinlediğim için böylesine laflar edebiliyorum, bunlar benim şahsi fikrimdir, şahsi görüşümdür.

Pari; Siz kadını kıyafetiyle,  gözlüğüyle, şapkasıyla broşuyla bir bütün olarak vitrinlediğiniz için kadından da onu bekliyorsunuz. Fakat bu arada vitrinlerinizin bir derinliği olduğunu da görüyoruz.

Atilla Zilcioğlu; Tabi ki, bu nedenle yanlış anlaşılmasını istemem. Vitrin bütün olarak çok unsuru kapsıyor.  Vitrin tasarımcısı dediğiniz zaman, yakın zamanda bir etiket koyduk yaptığımız işe. “Visual Image Creator & Window Designer”  söylemin İngilizce olarak kullanılma sebebi içine başka türlü anlamlar yüklene biliyor  “Görsel İmaj Kreatörü ve Vitrin Dizaynırı” yani vitrini giydiren aslında bunun diğer adı ” affichage du produit” dir Fransızca da mal sergileyen,  ürün sergileyen demektir.  Bunların hepsini yaptığım kesindir ama şuna kesinlikle inanıyorum, bir vitrin tasarımcısı baleyi de bilecek takip edecek, tiyatroyu da bilecek, sinemayı da takip edecek, modayı takip ettiği gibi, hayatın politikasını takip edecek. Dünya politikasını takip edecek ve ülke politikasını da takip edecek. Vitrinlerinizde isterseniz bir yurttaş olarak görevinizi hayata geçirebilirsiniz. Bakış açınız çok şeyi anlata bilir algılayana, buna benzer geçmişte mesajı olan çok vitrinler yaptım. Belki onları da başka bir söyleşide anlatırım.

Pari; Vitrin tasarlarken en çok dikkat edilmesi gereken nedir sizce?

Atilla Zilcioğlu; Tiyatroda aldığım eğitimin içinde sahneye çıktığınız  an veya bir işe yaklaşırken kime hizmet ediyorsunuz. Hangi topluma konuşuyorsunuz şu anda durum nedir? Ne yapmaya çalışıyorsunuz amacınız nedir? Bu soruları sordugunuz vakit kendinizi bir defa bir çerçeve içine alıyorsunuz. Farz edelim bir jean mağazasısınız, jean satıyorsunuz.  Böyle bir durumda hitap ettiğiniz kesim bulunduğunuz toplumun, büyük çoğunlukla genç kesimidir. Sizin de bu durumda sorgulamanız gereken bu kesimin şu an ki önceliği nedir. Gönül ister ki önce beyinlerini önemsesinler o zaman seçimleri de doğru olur.

Bu çerçeveden yaklaştığınız zaman abiye mağazası veya günlük kıyafet mağazası yada spor giyim fark etmez, vitrin tasarımınızı hitap ettiğiniz kesimin önceliklerine ve detaylarına  göre yapabilirsiniz.

 

Bu meslekte en dikkat edilmesi gereken nokta mutlaka gözün bir dinlenme payı olması gerekiyor. Birinci ürüne bakarsınız sonra dinlenme payı, ikinci ürüne bakmanız gerekir sonra üçüncü ürüne dolayısıyla dengelerin kurulması lazım. Firma çok abartılı, çok pırıltılı süslü kıyafetler yapıyorsa, ürünleri en iyi şekilde vitrine nasıl getireceğinizi düşünmeniz lazım.  Ürün çok abartılıysa, adet olarak vitrine çok fazla ürün koymamanız gerekiyor. Ürünler bir birini coşturup adeta bir kaos haline gelebilir vitrin.

Pari; bize biraz eğitim hayatınızden bahsedermisiniz.

Atilla Zilcioğlu; Eğitim benim inanışıma göre bebekliğimizle baslıyor. Çocuklugumuzda kendimize rol model tayın ettiğimiz karekterler daha yakınlaştıgı zaman yolunuz bir başka şekilde cizilmeye baslıyor beynınızde. siz hazırlıyorsunuz bir takım şeyleri içsel olarak gördüklerinizle derken fabiki eğitim başlyor ilk okul orta okul urk okullarında okudum derken Kabataş lsesinden sonra tiyatroyla alakalı bir istegim oldu vede Ankara devlet konservatuarına girmek için imtihan durumu ardı vede bu için profesyonelinden eğitim almak gerekti ve aile burada arkamda durdu ve Ayla Alganla tanışma şanşın oldu ve nıkolay gogolun bir delinin hatıra defterinin son tratıyla hazırlanmak durumundaydım cok da güzel çalıştırdı cok ta guzel hazırlanıldı tabi gecmişte bir birikim olmadıgı için o gunler için bir imtihana girebilecek kadar bir şeyler enjekte edildi bana dolayısıyla ankaraya gidildi ankaranın devlet konsevatuarının imtihandaki hoca jurisi Cüneyt Gokçer, mahir Canova ve de cok bu isimlere benzer çok onemili eğitmenlerin önunde oynuyorsunuz bu tradi kısa bir bolum olarak oynadım fakat turkiyede her zaman oldugu gibi politikalarla iç içe olan hayat izdüşümlerini bir imtihan sonucunda da gösterdi. Oturdugumuz semt basınköydü annemin komşuları işte cetin Altan yasar kemal Orhan kemal cetin atlanın eşide annemin yok yakın dostu oldugu için imtihan sonucunu ogrendik fakat arka bir planda kücük hikaye dönmüş  o sene sadece uc tane kız ögerenci alınmış millet vekilerinın yakınları olarak bile erkek oyuncuya bile yer verilmemiş.dolayısıyla ordaki imtihanı kaybettim fakat ayla algan ve beklen  algan buna cok iyi bir şekilde yaklaştılar zaten eğitim olarak çok klasikleşmiş devlet  tiyatrosu eğitiminin  dışında esas egitimin sterinsanki sistemiyle çok daha iyi olacagını vede  okullarında başta Muhsin ertugrul, tiyatro tarihi hocası haltun Taner, mitoloji hocası Melih Cevdet Anday geliyordu diksiyon dersinde ise Cuneyt gökçer ve yıldız kenter e diksiyon dersi veren Nurettin sevim beydi sonra şebnem aksan modern dans ve baleye geliyordu aynı zamanda yldız kender de hocamızdı bunların güçte yetimiyle dışaran nefes ve ses eğitimi için klaus borse nikoblanzer isimli eğitmenler geliyordu ve bu okul lcc nin tyatro bölümüydu   languic kültur center  tabi orda sii hayata farklı hazırlıyorlar siz dogru alıyorsanız öncelikle  en basiti onu alıyorsanız özellikle vakaya bakıs durumunuz cok önemli. Bir gazete kagıdından yola cıkarsak onu burusturup atmanız aıyor yer siz baksa turlu bakıyorsnuz kalaud baksa turlu bakıyor veya diger egitmen ve ordaki çıkarımlarla ve bu sadece  bu egitimin kanalındaki küçük bir ayrıtı ama diyer yanlarıyla esas aldıgınız doktırın gibi aldıgınız şey bu bir tiyatroda olabilir bu bir fitrin tasarım gibi de olabilir bu bir hot cutür calışmanında başlangıç noktasıda olabilir veya fabrikatif yapilan bir üretiminde başlangiç noktasında o kişinin yani o kişinin sahibininde kendisinin görmesi gereken soruyla başlar ikme hizmet ediyoruz amacımız ne şu anda ne yapıyoruz durum nedir vemek istediğimiz mesaj nedir bu sorulardan cevtıginiz vakit yavas yavas hangi konu ile ilgileniyorsanız sizi bir seye alıyor koşullandırıyor vesizin konsantrasyonuz dah mukemmel bir şekilde gitmeye başliyor ordan yola cıkaak devam ediyorsunuz netice itibariyle ben tyatro okuluna üç yil devam ettikten sonra tabi orda ön çalışmalar arka çalışmalar dogrudan dogrua uc cıddı oyun mesela ilk oyunumuz  Peter weels ın marosald oyunun adı cunki oda bireysel ve toplumsal iki örüşün çatışması dan yola cıkarak bir anlatım vardı cunki oyun deliler evinde geciyordu vede akıl hastalarının rolü üst lenip sahneye koydukları bir çalışma oluyordu vede tabi orda oyun sonda öyle bir mesajlar veriliyorduki  o butun cağlar için örnek olacak bşey oluyordu yani bugunede atıfta bulunup gecmişede bilgilerden kaynaklanıp bu gune aktarımları olan bir hikayeyidi başlı başına bir gorus bildiren bir şeydi zaten olay Fransız devrimin de geciyordu iki felsefinin çatışması cok ucu acık hikayelere yol gösteriyordu yani hayatın her noktasında tercih ettiğiniz felsefe neyse ordan itibaren belirlemey başliyorsunuz  durusunuzu belirliyor  bir oyun mu diyeceksiniz hayır o toplulugun oynadıgı o toplulgun sectigi oyunlarla sizin  o gunlede  oraya adeptemisiniz gecmişinizde aldıgınız egitimierde zaten o okulu secmenizde ön ayak oluyor cevreniz aileniz ailenizin düşünceşeri  sizi yavaş yavaş sekilllendiriyor ve biz en son tiyatro sevdasının benim için sonlanma noktası  hamlet yetmiş oyunudur . hamlet oyunu 1971 de sahneye kona bildi beklan algan yöneti o zamanın ve hala ve şu andada hala çok önemli bir gorselci olan  metin denizin planları ve arka fonlarıyla çok güzel kuvvet kazandı oyun hamlet poliste dosyası olan devrimci bir genç olarak nitelenmişti ve kafa sesi olarakta Atatürkün türkiyeye verdiği mesajlarla devam ediyordu oyun fakat on iki mart muhturasıyla dolayısla ara verilmek zorunda kalındı o arada teklifler geldi. Ali taygun gogolun  mufettiş oyunundaki baş roli istemiştim aklım kaldı o kadar. Ama birçök şey için müteşekkirim o tyatro okulu eğitmenlerine hayata başka bir pencereden bakmayı öğrenmiştim.en azından iyi bir seyirci olmuştum.

Prada vitrinde burokardan yaılmış çok şık  bir elbise nın altına vede bantlı bir ayakabıya  ekose bir çorap giydiremessınız olmaz böyle bir vitrin markanın saygınıgını yitiyorsunuz  altına ekose